Bana göre maç konuşmaları oyunun en kilit noktalarından biri. Maçı hissetmenizi de sağlamakta. kesinlikle asistana bırakmam. Fakat ing. miz belli bir yerde doğal olarak hepsine hakim değildim buradan öğrendim şeyler oldu güzel.
Football Manager Bölümü Kategorisinde ve Oyun Rehberleri Forumunda Bulunan Fm 2012 Maç Öncesi Takım Konuşmaları Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Öncelikle takım konuşmaları kendi aralarında 6'ya ayrılıyor. Nedir bunlar? Aggressive - Agresif-Saldırgan Yaklaşım Assertive - İddialı-Kesin Yaklaşım Passionate - Hırslı ...
Öncelikle takım konuşmaları kendi aralarında 6'ya ayrılıyor. Nedir bunlar?
Aggressive - Agresif-Saldırgan Yaklaşım
Assertive - İddialı-Kesin Yaklaşım
Passionate - Hırslı Yaklaşım
Calm - Sakin-Soğukkanlı Yaklaşım
Cautious - Dikkatli-Tedbirli Yaklaşım
Reluctant - İsteksiz-Gönülsüz Yaklaşım
_________________
*/ Neyse, bunlardan birini seçince konuşmalar yeni sekmede açılıyor. Zira bizi ilgilendiren kısım da bu zaten. Konuşmaların 6'ya ayrıldığını söylemiştim, şimdi de bunları kendi içinde çevireceğim. Ayrıca maç durumuna göre, türüne, şeklinde göre konuşmalar şekilleniyor. Bu topicten sonra farkedeceksiniz ki bazı metinler çevrilmemiş fakat bunun sebebi her maç için diyaloglar farklı oluyor. Ben önüme gelen maçlarda çıkan diyalogları belirteceğim. Zamanla konu içeriği genişleyecektir. /*
Aggressive yani Agresif-Saldırgan Yaklaşım ile başlayalım;
İng: I'm expecting you to win tonight.
TR: Bu gece kazanmanızı bekliyorum beyler. (Maç gece ise bu şık çıkar)
İng: I expect a win today/tonight.
TR: Bugün/bu gece galibiyet bekliyorum.
İng: I expect you to come back from there with that trophy.
TR: Kupa ile geri gelmenizi bekliyorum.
İng: Where is your passion lads? Do you even want to win this match?
TR: Tutkunuz nerde sizin beyler? Bu maçı kazanmak istiyor musunuz? (İlk yarı sonlarında çıkar genelde)
Assertive - İddialı-Kesin Yaklaşım
İng: I don't think anything needs to be said right now, you all know what to do out there.
TR: Birşey söylemem gerektiğini düşünmüyorum, herkes orada neler yapacağınızı biliyor.
İng: I've got nothing specific to say right now, you know what to do out there.
TR: Söylemem gereken özel bir şey yok, orada neler yapacağınızı biliyorsunuz.
İnge're winning this tie but it's still effectively only half-time. Make sure you don't get complacent and let the lead slip.
TR:Etkili bir şekilde ilk yarıda düğümü açarsak kazanabiliriz. Eğer(düğümü açarsak) rahat ve emin olarak oynayın
İng: Don't get complacent out there.
TR: Orda (maçta) kayıtsız kalmayın.
İng: Good luck out there today/tonight.
TR: Bugün/bu gece size orada başarılar diliyorum.
İng: I expect a win tonight/today.
TR: Bu gece/bugün sizden galibiyet bekliyorum.
İng: Come on lads, show me what you can do!
TR: Hadi beyler, neler yapabileceğinizi bana gösterin!
İng: Good luck lads!
TR: İyi şanslar beyler!
İng: I'm expecting you to win tonight boys.
TR: Bu gece kazanmanızı bekliyorum çocuklar. (Tonight yerine today var ise cümlede bu gece yerine bugün olacak, aynı şey)
İng: Let's give the fans something to cheer today.
TR: Bugün taraftarlarımızı neşelendirmek için birşeyler verin/yapın.
İng: Go and have some fun tonight.
TR: Eğlenceli bir gece(gün) olacak, gidin.
İng: If we play our game, we'll win. You're all very capable of that.
TR: Maçı oynayıp, kazanacağız. Yetenek olarak çok iyiyiz.
İng: Go and have some fun tonight.
TR: Gidin ve gecenin tadını çıkarın.
İng: Go out there and impress me.
TR: Oraya gidin ve beni etkileyin.
İng: These fans have been fantastic for us, they're the ones who really pay your wages. Go out there and win this for them!
TR: Taraftar bizim için mükemmeldir, sizin maaşlarınızın bile bir kısmını gerçekten onlar ödüyor, gidin ve onlar için kazanın.
Go out there and give these fans their money's worth.
Gidin ve taraftara aldığınız paranın hakkını verin.
Passionate - Hırslı Yaklaşım
*/ Not: Aslında bu bölüm diğer bölümlerle biraz belki de tamamen alakalı. Zira bu bölümde diğer bölümlerin kopyaları var. /*
İng: There's a trophy on the line, go out and show everyone that you're born winners!
TR: Yolumuzda bir kupa var, çıkın ve kazanmak için doğduğunuzu herkese gösterin!
İng: Get out there and prove to everyone that you are winners!
TR: Maça çıkın ve kaz*****n siz olduğunu herkese kanıtlayın!
İng: Come on lads, show me what you can do!
TR: Hadi beyler, neler yapabileceğinizi bana gösterin! (Bu konuşma/lar agresif yaklaşım bölümünde de çıkmaktadır)
İng: I expect a win tonight/today.
TR: Bu gece/bugün sizden galibiyet bekliyorum.
İng: I'm expecting you to win tonight boys.
TR: Bu gece kazanmanızı bekliyorum çocuklar.
İng: Go and have some fun tonight.
TR: Eğlenceli bir gece(gün) olacak, gidin.
Calm - Sakin-Soğukkanlı Yaklaşım
*/Not: Yine burda ve bundan sonraki bölümlerde de yukarıdakilere benzer konuşmalar vardır. /*
İng: I don't think anything needs to be said right now, you all know what to do out there.
TR: Birşey söylemem gerektiğini düşünmüyorum, herkes orada neler yapacağınızı biliyor.
İng: Come on lads, show me what you can do!
TR: Hadi beyler, neler yapabileceğinizi bana gösterin!
İng: Good luck lads!
TR: İyi şanslar beyler!
İng: I'm expecting you to win tonight boys.
TR: Bu gece kazanmanızı bekliyorum çocuklar.
İng: Let's give the fans something to cheer today.
TR: Bugün taraftarlarımızı neşelendirmek için birşeyler verin/yapın.
İng: Go and have some fun tonight.
TR: Eğlenceli bir gece(gün) olacak, gidin.
İng: I've got nothing specific to say right now, you know what to do out there.
TR: Söylemem gereken özel bir şey yok, orada neler yapacağınızı biliyorsunuz.
İnge're winning this tie but it's still effectively only half-time. Make sure you don't get complacent and let the lead slip.
TR:Etkili bir şekilde ilk yarıda düğümü açarsak kazanabiliriz. Eğer(düğümü açarsak) rahat ve emin olarak oynayın.
İng: Don't get complacent out there.
TR: Orda (maçta) kayıtsız kalmayın.
Cautious - Dikkatli-Tedbirli Yaklaşım
Aslında burda ve Reluctant yani İsteksiz yaklaşımdaki diyaloglarda yukarıda gibidir. Aynılarını tekrar tekrar yazmaya gerek yoktur. Tek farkı bu sekmede kullanırsanız diyalogları hitabet şekliniz değişir. Mesela aynı diyalogu bu sekmede kullanırsanız daha tedbirli ya da İsteksiz yaklaşımdan söylerseniz isteksiz bir biçimde mesajnızı oyunculara verdiğiniz anlamına gelir.
İng: If we play our game, we'll win. You're all very capable of that.
TR: Maçı oynayıp, kazanacağız. Yetenek olarak çok iyiyiz.
İng:I expect to see a much better showing from you in the second half.
TR: İkinci yarıda sizden daha iyi bir oyun bekliyorum.
*/ Bu bölüm yine (şimdilik) yukarıdakilerle aynıdır, tekrar yazmanın bir anlamı yok zira. Yeni eklenecek diyalog var ise eklerim. /*
Reluctant - İsteksiz-Gönülsüz Yaklaşım
İng: We may have won but I am still unhappy with your performance today/tonight.
TR: Maçı kazandık fakat bugünkü/bu geceki performansınızdan mutlu değilim. (maç sonrası)
İng: I am not happy with your performance out there.
TR: Performansınızdan mutlu/memnun değilim.
İng:Enjoy the match today.
TR: Maçın ***fini çıkarın.
alıntıdır.
Bana göre maç konuşmaları oyunun en kilit noktalarından biri. Maçı hissetmenizi de sağlamakta. kesinlikle asistana bırakmam. Fakat ing. miz belli bir yerde doğal olarak hepsine hakim değildim buradan öğrendim şeyler oldu güzel.
second place is the first loser
Bugüne dek gördüğüm en faydalı konulardan biri. Çok teşekkür ediyorum böyle bir konu açtığın için. Çok işime yaradı, sağolasın.
Bunu paylaştığın için teşekkürler.
Çok faydalı oldu benim için.
http://www.fmgraphics.net/forum/oyun...rehberi-6.html
Burada ki konuda en son paylaştığıma bakınız.Takım görüşmeleri için faydalı olabilir...
adonisbatu---> rica ederim...
teşekkürler kesinlikle güzel bi paylaşım valla eziyet oluyodu bunlar benim için
Şu an 1 kişi bu konuyu görüntülemekte. (0 üye ve 1 konuk)